Hamüşan Kapısı

Hamüşan Kapısı Dergâhın güneyinde Üçler Mezarlığına bakan kapısıdır. Osmanlı Sultanı II. Mahmud tarafından yaptırılan söveleri gök mermerden, sundurması ahşaptan yapılan kapının üzerinde Sultanın Adlî imzalı mermerden yapılmış tuğrası mevcuttur.

Mevlevîlik geleneğinde;

Vefat edenler için “öldü”, defnedildikleri yer için de “kabristan” veya “mezarlık” kelimeleri kullanılmaz. Bunların yerine vefat edenler için “Hakk’a yürüdü”, defnedildikleri yer içinse -sadece sustular, ama hâlâ bizimle beraberler dercesine- “Hâmûşân” (suskunlar) veya “Hadîkatü’l-Ervâh” (Ruhlar Bahçesi) kelimeleri kullanılmaktadır. Hz. Mevlânâ’nın buyurduğu gibi: “Biz gittik, kalanlar sağ olsunlar; doğan mutlaka ölür… Susanların arasına girdik, yattık uyuduk; çünkü sesimiz, feryadımız haddi aşmıştı zâten.” Bu kapı, hem Dergâhta görevli olup Hakk’a vuslatından sonra defin hem de ziyaret kastıyla hâmûşâna geçişi sağlayan kapı olduğu için bu adla anılmıştır.

Mevleviler, mezarlıklara aslı Farsça bir kelime olan Hâmûş’dan gelen susanlar yurdu ve susmuşlar anlamına gelen Hâmûşâne veya Hâmûşan derlerdi. Geçmişte bu kapı, kapının hemen önünden başlayan üçler mezarlığına açıldığı için, “Hâmûşân Kapısı” denilmiş olmalıdır. Kapının üzerinde II.Abdüihamid’in mermer üzerine işlenmiş tuğrası yer almaktadır.

Geçmişte Üçler Mezarlığı adı ile tanınan mezarlık, dergâhın güney İhata duvarının bitişiğine kadar gelmekte imiş. Tarihini bilmediğimiz bir zamanda, bu mezarlığın içinden doğu batı yönünde, dergâhın ihata duvarına paralel dar ince bir yol açılmış. Böylece yol Üçler Mezarlığını ikiye bölmüş. Dergâhın Hâmûşân Kapısının hemen önünden başlayan, batıya doğru uzayıp, Selimiye Camii’nin yanında biten mezarlığın 122 m’lik bu küçük parçasına, eski haritalardan anlaşıldığına göre “Metruk Mezarlık”(Harap Mezarlık) denilmiş. Bir müddet sonra mezarlığın bu küçük parçası da kaldırılmış. Mezarlığın bu küçük parçasında yer alan Konyalı meşhur Şair Şem’î nin mezarına ait baş, ayak ve yan taşları, müzeye götürülerek muhafaza altına alınmış.

Üçler Mezarlığının ortasından geçen ince yol 1959 yılında genişletilmiştir. Aradan geçen zaman içerisinde ise bu ince yol gidiş-gelişli, geniş kaldırımlı, ortasında refüjü olan bir yol haline dönüşmüştür. Bugün müze ihata duvarı ile Üçler Mezarlığının arasındaki gidiş-geliş yolun eni 30 m’ye ulaşmıştır.

1957 yılında Müze Müdürü Mehmet Önder’e Şair Şemi’nin mezarının yerini, dergâh açıkken burada derviş olan, Dergâh müzeye dönüştürülünce de müzede bekçi olarak çalışmaya başlayan Ankaralı Mehmet Arısoy Dede göstermiş. Gösterilen yerde bir araştırma kazısı yapılmış. Şair Şem’i’ye ait kemikler bulunmuş, yeniden kefenlenip usulüne uygun olarak defnedilmiş. Müzede muhafaza altında bulunan Şair Şem’î’ye ait mezar taşları da getirilerek yeniden, yerine monte edilmiştir.

Etiketler

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı